İçeriğe geç

ALDATILAN VE ALDANANLAR

ALDATAN VE ALDANANLAR..!
İslam ülkelerinde yaşayan Sözde Alim, Aydın ve ilahiyatçıların yaşadıkları ülkenin statükosunu meşrulaştırmak için İslami referansları kullanmalarından daha büyük bir felaket yoktur.
Toplum bireylerinin Yaşamak için olmazsa olmaz ihtiyaçları karşılamayan bir siyasetin meşruiyeti peşinen kaybolmuştur. Gerisi toplumun hangi dili konuştuğu ve hangi dini yaşadığı kalıyor, statükonun hayatı için Bunlarda da yeteri kadar dedikodu ve teselli malzemesi var. Bu tür toplumlarda siyaset büyük cambazların samanlığıdır.
Siyaset Dil, Din fenomeni ve Yalakalar üzerinden bol miktarda put üreten yalan ve dolan merkezine dönüşür. Ve ürettikleri putlara dini ve milli elbiseler giydirerek mukaddes tatlarla bol bol topluma yalatırlar.
Yeteri kadar Yalaka, Entelektüel ve Bel’am kitlesine sahip olan madrabaz siyasetçiler kendinden emin ve sesi gür çıkan haylazlar özel olmanın gururunu yaşıyorlar.
Çünkü Çağdaş dünyada mevcut Siyaset sosyolojisinin direkleri Yapay bir sistematikle Yalan üzerine bina ediliştir. Statükoya “Mağrurlanma padişahım seni de benim gibi yarada var, Yaram derin kan durmaz ”diye başlayan sözleri ile itiraz edenler anında Vatan Din ve Milli hainler ilan edilir iflah ve ıslah olmaz zindanların sakini olurlar.
Dürüst İnsanları tıkadıkları zindanları ve buralarda görev yapanları da istihdam adı altında da halka bir lütuf olarak sunarlar.
Yeteri kadar ahlaki olgunluğa ve rüşde ermemiş olanların, Adalet ve Ahlak sınavından geçmeyenlerin siyasetin kodlarını doğru kullanmalarını beklemek büyük bir ahmaklık ve aldanmışlık demektir.
Yaşadığımız tarih diliminde Tüm dünyanın talip olduğu ve çok az ülkenin sahip olduğu Nükleer enerji’ye teşebbüs eden ve Tıp,tarım,endüstri gibi alanlarda insanlığa mükemmel fırsatlar sunan bu enerji türüne sahip olan küresel zorba Amerika dostlarına destur ve dostluğunu ret ve inkar edenlere tekel ve ambargo uygulayadursun, İran’ın en üst makamında veliyi fakih Emir-el Mü’minin İmam Humeyni ve Şehit varisi Seyyit Ali Xameney “Bu silahlar insan, hayvan ve bitkiler için çok yıkıcı ve tehlikelidir, etkisi on yıllarca sürecek ve hiçbir ot bile o alanda yeşermez. Bu nedenle bu silahın üretilmesi ve kullanılması İslam ahkâmına göre haramdır.” Görüşlerine rağmen İran bu meyanda bu silahı 20 yıl önce üretebilmesine rağmen İran’da üretimini yasakladı.
Her türlü beyan ve izaha rağmen Amerika ve Siyonist İsrail bu silaha sahip olmalarına rağmen İran’a karşı bu bahaneyi yıllarca kullanarak dünyayı bu yalana inandırdılar,
Ancak geldiğimiz noktada, bu yalan gerekçe üzerinden ABD 28.02.2026 gecesi Siyonist İsrail ile beraber İran’ı fiilen vurdu, ve tüm dünyaya barış yalanlarını medya üzerinden fazlasıyla pompaladılar, Bu yalana anlatanlar ve aldananların kimi “Endişe verici, kimi tehlikeli, kimi aman yanlış yapmayın, kimi kınıyor, kimi de bayram havasında. Sözde İran’ın Komşu Ortadoğu ülkelerinde fesat yuvası olarak kullandığı ABD Askeri üslerini bir gecede tar-u mar edince Sözde İslam Ülkeleri işbirliği teşkilatına üye tüm ülkeler ve Sözde Dünya Müslüman alimler teşkilatı Mütekabiliyet ve kısas esaslarını dikkate almadan Şeytan fıkhı ve Hukukunun gereği ABD ve Siyonist ülkeyi es geçerek İran İslam Cumhuriyetini zelilce kınadılar. Bu kınama mesajları bir ömür boyu bunların alnında kara bir leke olarak duracaktır.
Bu meyanda İsrail’in sahip olduğu 190 adet Nükleer bombayı kimse konuşmuyor, Dünyanın geri kalanında dünyamızı 3 kez küle çevirecek diğer ülkelerdeki nükleer bombaları hiç konuşmuyor.
Evet insanlık zalimlerden acı çekiyor, fakat en çok da zulme sessiz kalanlardan dolayı acı çekmeye devam ediyor.
Bütün bu hengâmede nükleer bahane esas mesele İran’da 1979 yılında gerçekleşen ve Amerika’nın bölgedeki çıkarlarına devrimci darbe vuran Müslüman ve Mü’min İranlı aslanlar 47 yıldır bunun ceremesini çekerek geldiğimiz noktada ABD ‘nin zulmü zirveye ulaştı.
Gelinen noktada İran’ı içten ve dıştan müdahelelerle boyun eğdiremeyen zorbalar İran’ın devrimci halkı ve Ali(as) Şecaat ve cesareti ile Hüseyin’in Özgürlük sedası ve Hz.Muhammed(sav)in gerçek Hatem-ül enbiya karargahında yetişen devrim muhafızlarının gösterdiği destansı direniş küresel sömürgeciliğe tek kutuplu aday olan ABD ve Siyonist Uşağına ölümcül darbeler indirerek Ateşkes antlaşmasına mecbur etti.
ABD, Avrupa NATO ve ve kuyrukları Siyonist İsrail’in her türlü yalan ve zırvalarına rağmen tüm dünyada aldatanlar azınlıkta ve aldananlar çoğunluktadır. Kısaca Nükleer bahane yalanların şahane olduğu bir dünyaya ve asra şahitlik etmek yetmiyor, Tüm bu küresel zırtabozluğa karşı Özgürlük aşıkları mazlum ve Mağdur Filistin, Yemen, Lübnan, İran, Irak Libya halkının yanında durması İnsani bir sorumluluğun gereğidir.
Çağdaş dünyada kendi halinde olmak yetmiyor, Kurt tilki çakal fare ve domuzların dünyasında Eli çekiç tutan Demirci Kawa, Bileği ve Ruhu Zülfikar’a hakim Ali olmak, Muhammed’in hümanizması ve devrimci cesareti, Ebu zerin anti sömürgeci Mücadele ruh’u, Selman’ın sınıfsız toplumu vahşi dünyaya hakim olmadığı sürece ıstıraplarımız katlanarak devam edecektir.

Tarih:Genel

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir